Canın sıkılınca ne yapılır ?


Bazı önemli konular nasıl olmuş da bu kadar göz ardı edilmiş aklım almıyor. Can sıkıntısı bildim bileli bir çok insanın (ben de dahil olmak üzere) baş belası olmuştur. Hiçbir şeyden zevk alamamak, sıkılmak, monotonluk, boğucu düşünceler. İnsan hem zamanını heba eder, hem de mutsuz olur. Peki buna sunulan çözümler ne ? İlk aşamada önüne televizyon sunulur, artık yarışma mı olur, belgesel mi olur, çizgi film mi olur o sana kalmış. Eğer internetle aran iyiyse başlarsın o forum senin bu blog
benim dolaşmaya (tanıdık gelmiş olabilir mi…), yazmak bile zor gelir, amaçsızca ilginç bir şeyler ararsın. Sonuçta ya sıyrılırsın o ruh halinden ya da yatıp uyursun.
Bu makaleyi yazmaya 15-20 dakika önce aniden karar verdim. Biraz komik gelebilir ama olay şöyle gelişti: İçi dopdolu ilişkiler serisi için 3. bölümü yazmayı düşünürken eski yazılara göz attım. Orada can sıkıntısı ile ilgili yazıp da daha sonra tekrar dönerim dediğim yeri okudum ve farkettim ki uzunca bir süredir canım hiç sıkılmıyor. Oldukça ilginç geldi ve üzerine düşününce aslında olayın çok da garip olmadığını gördüm.
Şimdi can sıkıntısını yenmek için beraberce adım adım ilerleyeceğiz.
Can Sıkıntsı Nedir ?
Öncelikle kavram karmaşası yaratmamak için, bahsettiğim can sıkıntısı (boredom:İng.) isteksizlik, bir şey yapmayı istememek, zevk almamak hali. Yoksa kötü bir olaya veya birisine canım sıkıldı şeklindeki kızgınlığa benzer duygu değil.
Can sıkıntısı öncelikle bir histir. Can sıkıntısını görmeyiz, işitmeyiz, sayamayız, çizemeyiz, sadece hissederiz ve anlatabiliriz. Aynı acıkma, susama, korku ve mutluluk gibi. İnsan acıktığında, bilinçdışı (veya tercihine göre altı/üstü) sistemimiz bilincimize sinyal gönderir “Enerji depoları boşalıyor, yiyecek bir şeyler bulup depoyu doldur”, veya susayınca ” Fazla su kaybettin, bünyeye zarar vermemek için takviye lazım”.
Eğer kendini bir araba olarak düşünürsen, arabayı süren şöför bilinç, geri kalan her şey de bilinçdışı olur. Bilinç ve bilinçdışı ise basit birkaç gösterge ile haberleşir. Benzin göstergesinin kırmızı yanmasını kötü bir olay olarak algılayabilirsin ama işin aslı, gerçek kötü olay ortaya çıkmadan (yolda kalmak) seni uyaran bir ışık olduğudur. Uyarı ışığının yanmasının sebebi, o zamana kadar depoyu doldurmamış olman ve kısa süre içinde doldurmazsan yolda kalacak olman gerçeğidir.
Uzun lafın kısası, can sıkıntısı kötü bir şey değildir. Bizi asıl kötü olaya karşı uyaran bir sistemdir sadece.
Neden Canımız Sıkılıyor ?
“Can sıkıntısı : Arzulamayı arzulamak.” Tolstoy – Anna Karenina
Nasıl ki benzin göstergesi kırmızı yanarken gidip lastikleri şişirirsem işe yaramaz, can sıkıntısını yenmenin başı da bu hissin bizi neye karşı uyardığını tam olarak anlamaktan geçer. Neden canım sıkılıyor, veya bu konu neden sıkıcı sorusuna mantıklı cevap veren kimseyi görmedim. Fakat kendi kendime neden canım sıkılmıyor diye sorduğumda dişe dokunur bir kaç cevap buldum. Canım sıkılmıyor çünkü:
  • Her akşam uğraşmak için yanıp tutuştuğum bir iş var (şu anda okumakta olduğun şey :) )
  • Bu uğraşımdan fayda sağlıyorum (bir çok şey öğrendim, ufkum genişledi, ücretsiz kitap okuma şansım doğdu,…)
  • Bu uğraşımdan başkaları da fayda sağlıyor (kaliteli ve süzülmüş içerik,insanlarla paylaşım, daha verimli uyumak,…)
  • Yetilerimi kullanabiliyorum (programcılık, meraklılık, yazma, tasarım-ki bundan tam emin değilim ;) )
  • Çalıştıkça etkisi de artıyor ve ileriye doğru devam ediyor, şimdiden belli olan bir sonu yok (site istatistiklerinde ziyaret sayısı her hafta bir önceki haftadan daha fazla oluyor)
  • Ulaşmak istediğim ve ölçtüğüm açık hedefler var. (belirli bir ziyaretçi oranı, haftalık yazı adedi, yorum miktarı)
Şimdi ise ilk soruyu daha kolay cevaplayabilirim, yani canım neden sıkılır ?
  • Uğraşmak için yanıp tutuştuğum bir iş yoksa,
  • Uğraşılarımdan ben ve başkaları fayda görmüyorsa,
  • Yeteneklerimi kullanamıyorsam,
  • Ne kadar uğraşsam da gelişme olmuyor veya gidebileceği yer şimdiden belli veya kısıtlıysa,
  • Ulaşacağım bir hedef yok veya muallaksa,
O zaman canım sıkılır.
Bu liste uzatılabilir, eklemeler yapılabilir, fakat en önemli noktalar değişmeyecektir. Can sıkıntısı nedir sorusuna verebileceğim en özet cevap : “Yeteneklerini kullanarak fayda sağlayan bir amaca yönelik çalışmıyorsam, bunu fark etmemi sağlayacak şey can sıkıntısıdır.” Sen de benzer kendi cevabını bulabilirsin.
Elveda Can Sıkıntısı
Araba örneğinden devam edersek, uyarı lambası yandığında bir kaç şey olabilir:
1) Eğer lambanın neyi ifade ettiğini bilmiyorsan, depo boşalana kadar gider, sonra araba durunca da her yerini kontrol edip şansın varsa benzinin bittiğini anlarsın veya geçenlerden yardım istersin. Bir şekilde yola tekrar koyulunca yine kısır döngüyü yaşarsın.
2) Lambanın ne işe yaradığını bilip de görmezden gelirsen, depo boşalınca elde bidon benzinliğe gider, depoyu biraz doldurur sonra tekrar yolda kalır ve kısır döngüden yine çıkamazsın.
3) Lambanın ne işe yaradığını biliyorsan, ilk benzinciye girer, paran yettiğince benzin alıp yola devam edersin.
Seçenekler bunlar, fakat aslında bir gizli seçenek daha var.
4) Eğer lambanın ne işe yaradığını biliyorsan, onun hemen yanındaki ibrenin de ne işe yaradığını öğrenebilirsin. Evet, benzin seviyesini gösteren ibre. Uyarı lambasını hiç görmeden kendini ayarlayıp, benzin azaldıkça uygun yerlerde (önüne ilk çıkanda değil) durup deponu doldurursun.
1) “Off ya niye canım sıkılıyor benim böyle !”  seviyesini bu yazıyı okuyarak geçmiş bulunuyorsun.
2) “Canım sıkılıyor, bakalım ne var TV’de” seviyesi ise görmezden gelmektir. Eninde sonunda araba duracak.
3) Ne yapman gerektiğini biliyorsun, veya zaten yapıyorsun ama bir süre uzak kaldın. Olsun, fark ettin, şimdi üzerine git.
4) Buradaysan bu yazıyı biraz tebessümle okuduğunu tahmin ediyorum.
5) …?
Kendimi değerlendirirsem, 3 ve 4 arasında gidip geliyorum. Şimdi geçmişe baktığımda keşke bu anlayışa o zaman sahip olsaymışım diyorum. Özellikle üniversitede ayları, haftaları, hatta yılları can sıkıntısıyla geçirdim. Canım sıkılıyordu, fakat o zaman etrafımdaki herkesin bir şekilde canı sıkılıyordu. Canım sıkılıyor dediğimde, “boşver geçer”den başka laf duymayınca insan olayı kanıksıyor. Yani bunu gayet normal, yaşamın bir parçası olarak algılıyordum. İnsanlar doğar, büyür, uyur, koşar, coşar, canları sıkılır, sever,üzülür… bunlar normal ve kaçınılmaz şeylerdir gibi geliyordu.
Ama değil.
Can sıkıntısı insan yaşamının bir parçası olması gereken normal bir his değil !
Parmaklarını şıklatarak yaşamını değiştiremezsin. Fakat her şey önce farkındalıkla başlar. Şimdi bu konuyu artık fark ettiğine göre harekete de geçebilirsin.
“Yeteneklerini kullanarak fayda sağlayan bir amaca yönelik çalışmak” süslü ve kışkırtıcı bir cümle, ama gerçekten yapman gereken bu. Yeteneklerini keşfetmek, senin için faydayı tanımlamak, amacını bulmak  ve çalışmak hep senin yapacağın şeyler. Matrix filminde Morpheus’un dediği gibi:
Ben aklını serbest bırakmaya çalışıyorum ama sana sadece kapıyı gösterebilirim. Kapıdan kendin geçmek zorundasın.